Dövüşmek: Bir De Bu Açıdan Bakalım

“DÖVÜŞ”TEN KİŞİLİK GELİŞİMİNE 

Kaynak: UZYENS Zeka Yetenek Eğitim Dergisi

https://online.pubhtml5.com/iiuf/evbp/index.html

Dövüşmek en temel tabiriyle, canlıların ya korunmak ya da ele geçirmek için, fiziksel performanslarına dayanan üstünlük kurma çabasıdır. Birçok hayvan türü dövüşme içgüdüsü ile doğar. Bu içgüdü, çocukluk çağında oyuna dönüşür. Kovalama, boğuşma, dövüşme, sözlü atışmayı da kapsayan bu oyunlar, dövüş oyunu ya da kavga oyunu olarak adlandırılabilir. Hart ve Tannock, kavga oyununu “En az iki çocuğu içeren, tüm katılımcıların zevkle ve gönüllü olarak oynadığı, saldırgan hayal ürünü temalar üzerinden yapılan, duygusal veya fiziksel olarak zarar verme niyetinden yoksun, karşılıklı rol oynamaya dayalı, sözlü ve fiziksel işbirlikçi oyun davranışı” olarak tanımlamıştır. 1 

Storli’ye göre “Kavga oyununun özellikleri, samimi ve nazik olan fiziksel temas veya yuvarlanmalardan, oyun bağlamı olmasaydı agresif görünebilecek şiddetli davranışlara kadar geniş bir sosyal etkileşim yelpazesine uzanır” 2. Akranlar arasında oyun amaçlı kavga ile gerçek kavgayı ayıran kriterler konusunda geniş bir fikir birliği vardır; bunlar arasında olumlu yüz ifadeleri ve ses tonu (oyun yüzü, kahkaha, gülümseme), sınırlama, rollerin değişmesi ve oyunun sonunda birliktelik yer alır. 3 

Kavga oyununu ebeveyn ve eğitimci basamağında yönetmek oldukça zordur. Çocukların, oyunu kavgadan ayıran sınırlara uyduğundan ve bu oyunun her iki taraf için de eğlenceli ve güvenli olduğundan emin olunmalıdır. Bu oyun, yönetilmesindeki zorluklar ve gerçek kavga ile arasındaki benzerlikler nedeniyle ve de çocukların yaralanma riski taşıması gerekçesiyle yetişkinler tarafından kısıtlanıp engellenme eğilimindedir. Ayrıca kavga oyunlarının da saldırganlıktaki benzer amaçları (üstünlük kurma, zarar verme gibi) içerdiğine dair bir kanı hakimdir. Yapılan bazı çalışmalar bu tezi desteklerken,4,5 diğer çalışmalarda çıkan sonuçlar tam tersi yöndedir.68 Buna ek olarak yapılan bir çalışmada, daha yüksek eğitim ve deneyim seviyelerine sahip okul öncesi öğretmenlerinin, erkek çocuklarının oyun amaçlı kavgalarının saldırganlıktan daha iyi ayırt edebildiğini bulmuşlardır. 9 Ancak çoğu okul ve öğretmen, tutumlarında özellikle temas içeren dövüşme ve boğuşma oyunlarını kısıtlayıp yasaklamaktadırlar. 

 Kavga oyunu ve saldırganlık hem niyet hem de bedensel işaretler bakımından belirgin farklılık gösterir. Araştırmalar, kavga oyunlarının genellikle mizahi unsurlar, karşılıklı rıza, sırayla hamle yapma, fiziksel temasın dozunu ayarlama ve tekrar etkileşime girme isteği gibi ipuçları içerdiğini göstermektedir. Bu oyunlar sırasında çocuklar sık sık durup diğerlerinin tepkisini gözlemler, gülümseme ve kahkaha gibi pozitif ifadeler sergiler, böylece davranışın saldırgan değil oyunsu olduğu mesajını verirler.10,11 Diğer yandan, gerçek saldırganlıkta gözlemlenen beden dili çok daha farklıdır: sert ve tekrarlayan vurmalar, sinirli yüz ifadeleri, kaçınma veya karşılık verme isteğinin olmaması gibi ipuçları saldırganlığı işaret eder.12  Kültürler arası çalışmalar, çocukların bu iki durumu erken yaştan itibaren ayırt edebildiğini ve yetişkinlerin de çocukların yüz ifadeleri, beden dili ve oyunun akışını gözlemleyerek bu ayrımı güvenilir şekilde yapabildiğini göstermektedir.13 Ancak kavga oyununun ifadesinde ve algılanmasında bireysel farklılıklar vardır. Sosyometrik olarak reddedilen ve fiziksel olarak saldırgan olan ilkokul çocukları, ortalama popülerliğe sahip erkek çocuklarına benzer oranlarda kavga oyununa katılma eğilimindedir. Bununla birlikte, reddedilen erkek çocuklarında kavga oyunu %20 oranla saldırganlığa yükselir. Dahası, reddedilen çocuklar, popüler çocuklara kıyasla, kavga oyununu saldırganlıktan ayırt etmede daha yetersizdirler. İlkokulda saldırgan olan ve sosyometrik olarak reddedilen çocuklar, ergenliğe girdiklerinde kavga oyununda özellikle sert bir tavır sergilerler ve bu oyunu akranlarına zorbalık yapmak için kullanma eğiliminde olurlar. Kavga oyunları, ergenlik çağındaki çocukların çoğunda belirgin şekilde azalırken, reddedilen çocuklarda nispeten yüksek kalır ve saldırganlıkla ilişkili olmaya devam eder. 14 

Çocukluk döneminde bu tür oyun fırsatlarından yoksun bırakılmanın, yetişkinlikte dürtü kontrolünün azalmasına yol açabileceği ve hafif sosyal temasın bile saldırganlığa yol açabileceği görülmüştür. 3  

Çocukların gelişimi ve öğrenmesinde kavga oyununun rolünü gösteren çalışmaların sayısı giderek artmaktadır ve fiziksel sağlık ve gelişim, sosyal gelişim ve saldırganlık düzenlemesi için faydaları vardır. 1,15 Kavga oyununun işlevlerinden biri, çocukların sosyal yeterliliklerini geliştirmesidir. 10 Pellegrini, kavga oyununun pazarlık yapma, manipüle etme ve durumları yeniden tanımlama gibi karmaşık sosyal becerilerin oluşturulmasında işlev görebileceğini öne sürmüştür. Kavga oyununda rol değiştirme, kendini engelleme ve öz kontrol, sosyal olarak başarılı olmak için gerekli beceriler olarak kabul edilir. 14 

Jarvis, kavga oyununun yalnızca bir kişinin nihai hedef olarak diğerine hakimiyet kurmaya çalıştığı fiziksel bir aktivite olarak değil, sosyal öğrenmeyi gerektiren işbirlikçi bir aktivite olarak görülmesi gerektiğini iddia eder 16

Kavga oyunlarının, hayatın doğasında bulunan belirsizliği çocukluk çağında simüle ettiği kuşkusuzdur. Çocuklar bu oyunlar sayesinde uç durumların ve yoğun duygular arasında geçiş yapmayı tecrübe ederler. Çocukluk döneminde bu durumlarla baş edebilmeyi öğrenen çocukların, yetişkinlik dönemlerinde, beklenmedik durumlar ve olası problemler karşısında daha soğukkanlı ve çözüm odaklı olabilmeleri şaşırtıcı değildir. 

Dövüş sporları, kavga oyunlarının bahsedilen faydalarının, güvenli bir ortamda tecrübe edilebilmesi için mükemmel seçeneklerdir. Dövüş sporları, katılımcıların rakiplerini fiziksel olarak alt etmeye çalışırken, alt edilmekten kaçınmayı amaçladıkları, vurma, tekmeleme ve/veya fırlatma yoluyla mücadele etmeyi içeren, belirli kuralları olan atletik bir aktiviteyi ifade eder. Kavga oyunlarındaki belirsiz sınırlar, dövüş sporlarında çok daha net kurallarla belirlenmiştir. Bu kurallar genel olarak, kullanılması gereken güvenlik ekipmanlarını, müsabakanın yapılacağı yer ile ilgili düzenlemeleri, hakemlerin görevlerini, temasla ilgili sınırlamaları, müsabaka sonucunun nasıl belirleneceğine ilişkin maddeleri ve kurallara uyulmaması halinde uygulanacak olan yaptırımları belirler. Dövüş sporlarını, tüm bu kurallar dahilinde yapılan kavga oyunları olarak nitelendirmek yanlış olmayacaktır. Kavga oyunlarında olduğu gibi dövüş sporlarında da karşıdaki kişinin beden dilini ve duygusal tepkilerini okumak, bunlara uygun şekilde yanıt vermek gereklidir. Ayrıca dövüş sporlarında da özdenetim, disiplin ve alçakgönüllülüğe dayalı bir bilinç sistemi mevcuttur. Kavga oyunlarında denetimi sağlayan ebeveyn ve eğitimcilerin yerini dövüş sporlarında hakemler ve antrenörler alır ve hem müsabakalarda hem de antrenmanlarda saldırgan tavırlara izin verilmez. Ahlaki değerleri yüksek olan sporcularda müsabaka öncesi ve sonrasında keyifli birliktelikler görülür.  

Öte yandan toplumun her kesiminde olduğu gibi dövüş sporlarında da kötü uygulamalara rastlanmaktadır. Antrenör suistimali, aşırı rekabetçi ve duyarsız müsabakalar, kavga oyunlarında saldırganlığın görülmesine benzer şekilde görülür.  Uygun denetimler ve yaptırımlarla dövüş sporları bu tip kötü uygulamalardan arındırılmalıdır. Bununla birlikte yarışmaların sporcular üzerinde yarattığı baskının saldırganlığı tetikleyebileceği unutulmamalıdır. Szmajke, rekabete yönelik eğilimin insan doğasının doğal bir özelliği olmadığını, rekabete girme zorunluluğunun olumsuz sosyal sonuçlara yol açtığını belirtmektedir 17

Bu noktada dövüş sporları ve dövüş sanatlarını birbirinden ayırmak gerekir. Günümüzde her iki terim de birbirinin yerine kullanılırken, bu kavramlar (ya da) dövüş sporları/sanatları modern ve geleneksel olmak üzere ikiye ayrılır. Geleneksel dövüş sanatlarının derin tarihi kökleri vardır ve genellikle kökenlerinin kültürel mirasını taşırlar. Bu sanatlar sadece dövüş tekniklerini değil aynı zamanda felsefi ve ruhsal yönleri de vurgular. Kung fu, Tai Chi, Karate ve Aikido gibi uygulamalar genellikle fiziksel eğitimin yanı sıra meditasyon, etik ve kişisel gelişim ilkelerini de içerir. Bu bağlamda geleneksel dövüş sanatları bir hayat felsefesine dönüşür. Birçok geleneksel dövüş sanatının temellerini oluşturan Kung fu, uygulayıcıları tarafından “yapılan değil, yaşanan bir şey” olarak tanımlanır. 

Bu sebeple ruhsal eğitimin dâhil olmadığı boks, kickboks, mma, güreş gibi modern dövüş tekniklerini “sanat” olarak değerlendirmek yerine, bu branşları “modern dövüş sporları” olarak adlandırmak daha uygun olacaktır. Modern dövüş sporlarında ağırlıklı olarak fiziksel performans değerlendirilirken, geleneksel dövüş sanatlarında zihinsel performans da fiziksel performans kadar önemlidir. Ayrıca geleneksel dövüş sanatları, genellikle modern dövüş sporlarına kıyasla daha az rekabetçidir. Galip gelmek veya ünvan kazanmaktan ziyade, kişisel gelişim ve teknikte ustalaşmaya daha fazla vurgu yapılır. 

Dövüş sporları ve dövüş sanatları üzerine yapılan araştırmaların çoğu motor becerileri ve performans yönlerine odaklanma eğilimindeyken, son zamanlarda yapılan sosyopsikolojik çalışmalar umut vericidir.18-21 Dövüş sporlarında, uzun bir eğitim deneyiminin bir dizi psikolojik faktörle pozitif olarak ilişkili olduğunu tutarlı bir şekilde gösteren birçok çalışma mevcuttur. Bu psikolojik faktörlere; daha iyi öz düzenleme, 22,23 dikkat kontrolü, 24 dayanıklılık 25 ve azaltılmış saldırganlık 26,27 dâhildir. 

Twemlow, dövüş sporları ve dövüş sanatlarında edinilen deneyimin, kişilerin yıkıcı saldırganlıklarını duygusal olarak düzenlediği ve bu kişileri toplum yanlısı kişilere dönüştürebileceği tespitinde bulunmuştur.28 Saldırgan ve dürtüsel eylemler, dövüş sporlarında performans açısından nadiren iyidir. Sadece saldırganlıkla dövüşmek hoş karşılanmaz. Bunun yerine, soğukkanlılık, iyi hesaplama ve refleksler, en iyi performanslar olarak değerlendirilen teknikleri karakterize eder. Bu nedenle, saldırganlığın yeni uygulayıcılarda yaygın olması ancak daha ileri seviyelerde ortadan kalkıyor gibi görünmesi tesadüf değildir. 29 

Dövüş sporları ile ilgili yapılan çalışmalar arasında dikkat çekici başka bir çalışma daha mevcuttur. Bu çalışmada, dövüş sporları uygulayıcılarının oksitosin üretimi incelenmiştir. Oksitosin, memeli türlerinin sosyal davranışından sorumlu bir peptit hormondur ve fiziksel temas içeren ebeveyn ve çocuk arasındaki etkileşimlerde yaygın olduğu bilinir. Dövüş sporlarının samimi yapısı göz önüne alındığında, bu deneyimi paylaşan kişilerde oksitosin üretiminin önemli ölçüde artması şaşırtıcı değildir. 30 

Yapılan bir diğer çalışmada, dövüş sporları ve dövüş sanatları uygulayıcılarının saldırganlık düzeyleri kıyaslanmıştır. Çalışma sonucuna göre dövüş sanatları uygulayıcılarının saldırganlık düzeyinin daha düşük olduğu tespit edilmiştir.21 Bu sonuç, dövüş sanatlarının felsefik ve ruhsal yaklaşımının kişilik gelişimine olan katkısına işaret eder. Ayrıca hem dövüş sporları uygulayıcılarının hem de dövüş sanatları uygulayıcılarının, popülasyon genelinden daha düşük düşmanlık duygularının olduğu görülmüştür. 

Daha detaylı bir literatür çalışması yapıldığında, birbiri ile çelişen çok sayıda çalışmaya rastlanmaktadır. Bu çelişkiler, çalışmalardaki metodsal eksiklikleri düşündürür. Çalışmaların çoğunda, branşlar arasındaki ve uygulayıcıların eğitim süreleri arasındaki farklar incelenmiş ya da branş gözetmeksizin spor yapan ve yapmayan kişiler ile müsabık olan ve olmayan kişiler kıyaslanmıştır.  

Çocukların kavga oyunları ile kişilik gelişimlerinin sağlanmasında denetçi olan ebeveyn ve eğitimcilerin rolü ne kadar büyükse, dövüş sporları ve dövüş sanatlarında da antrenörlerin rolü o derece büyüktür. Saldırganlık ve dövüş sporları/sanatları üzerine yapılan çalışmaların tamamı sporculara odaklanmaktadır. Çalışmalarda antrenör tutumlarının değerlendirilmemesi çalışma sonuçlarındaki tutarsızlıkları açıklayabilir. Oproiu’ya göre sporcuların içinde bulunacağı agresif bir çevreyle (sporcular, ebeveynler, antrenörler ve seyirciler) çevrili sporlar, agresif davranışlarla ilişkilendirilebilir.31 Bu sebeple ileriki dönemlerde yapılacak çalışmalarda, antrenör tutumlarının yanı sıra rekabetçi durum kaygısı, duygusal zeka, yaşanan çevre ve aile ortamı ile sosyoekonomik durumların da değerlendirmeye alınması yerinde olacaktır.  

Birçok çalışmanın sonuçları derlendiğinde, saldırgan davranışın fiziksel aktivite yoluyla değiştirilebileceği, modifiye edilebileceği ve rahatlatılabileceği, aynı zamanda biriktirilebileceği de söylenebilir.32-35 Eğitimsel yönlere dikkat eden, yüksek etik ve ahlaki değerlere sahip bir eğitmen tarafından denetlenen dövüş sporları ve özellikle dövüş sanatlarının, düzenli ve tam bağlılıkla eğitiminin, kişilik gelişimine büyük katkıları olabileceği tartışma götürmez.  

Bu çalışma sonuçlarında da görüleceği üzere, diğer tüm içgüdüler gibi, dövüşme içgüdüsünün de sağlıklı bir şekilde yönlendirilmemesinin kişilik gelişimini olumsuz etkilediği ortadadır. Çocukluk çağındaki dövüşme içgüdüsünün gerek oyun yoluyla gerekse dövüş sporları ya da dövüş sanatları yoluyla hayattaki karşılığını bulması gerekir. Bu noktada, yetişkinlere büyük sorumluluk düşmektedir. Bu bağlamda yapılacak yeni araştırmalar ışığında, gerek ebeveyn ve eğitimciler basamağında gerekse antrenör ve spor kulüpleri basamağında gerekli bilgilendirme ve eğitimin sağlanması, çocuk ve gençlerin doğru ortamlarda doğru yönlendirmelere ulaşabilmelerini sağlayacaktır. Aynı zamanda toplumun bu konuda bilinçlenmesi de kavga oyunlarından dövüş sanatlarına dek uzanan aktivitelere karşı gelişmiş olan olumsuz algının düzelmesini sağlayacaktır. Toplumsal olarak düzelen algı bu konulardaki kötü uygulamaların da azalıp zamanla ortadan kalmasını sağlayabilir. 

Kaynaklar 

  1. Hart J.L., Tannock M.T. Rough play: Past, present, and potential. In: Smith P.K.R.J.L., editor. The Cambridge Handbook of Play: Developmental and Disciplinary Perspectives. Cambridge University Press; Cambridge, UK: 2018. pp. 200–221. 
  1. Storli R. Children’s Rough-and-Tumble Play in a Supportive Early Childhood Education and Care Environment. Int. J. Environ. Res. Public Health. 2021 Oct; 18(19): 10469.  
  1. Smith P. K., StGeorge J. M. Play fighting (rough-and-tumble play) in children: developmental and evolutionary perspectives. Int. J. Play. Vol. 12, 2023 – Issue 1. pp. 113-126 . 
  1. Veiga, G., O’Connor, R., Neto, C., and Rieffe, C. (2020). Rough-and-tumble play and the regulation of aggression in preschoolers. Early Child Dev. Care, 1–13. doi: 10.1080/03004430.2020.1828396 
  1. Garcia, M., Aubron, V., Salla, J., Hanne-Poujade, S., Teymoori, A., and Michel, G. (2020). Association between adolescent rough-and-tumble play and conduct problems, substance use, and risk-taking behaviors: findings from a school-based sample. Aggress. Behav. 46, 37–48. doi: 10.1002/ab.21866. 
  1. Lillard, A. S., Lerner, M. D., Hopkins, E. J., Dore, R. A., Smith, E. D., and Palmquist, C. M. (2013). The impact of pretend play on children’s development: A review of the evidence. Psychol. Bull. 139:1. doi: 10.1037/a0029321 
  1. StGeorge, J., and Fletcher, R. (2019). Rough-and-tumble play. Encyclopedia. Child. Adolescent. Dev. 16, 1–14. doi: 10.1002/9781119171492.wecad276. 
  1. Peterson, J. B., and Flanders, J. L. (2005). “Play and the regulation of aggression,” in Developmental Origins of Aggression. eds. R. E. Tremblay, W. W. Hartup, and J. Archer (New York: The Guilford Press), 133–157. 
  1. DiCarlo, C. F., Baumgartner, J., Ota, C., & Jenkins, C. (2015). Preschool teachers’ perceptions of rough and tumble play vs. aggression in preschool-aged boys. Early Child Development and Care, 779–790. 
  1. Pellis S.M., Pellis V.C., Reinhart C.J. The evolution of social play. In: Wortman C., Plotsky P., Schechter D., editors. Formative Experiences: The Interaction of Caregiving, Culture, and Developmental Psychobiology. Cambridge University Press; Cambridge, UK: 2010. 
  1. Smith P.K. (2010) Children and Play: Understanding Children’s Worlds. Wiley-Blackwell 
  1. Tremblay R. E., Development of physical aggression from early childhood to adulthood. In The Origins of Antisocial Behavior, pp. 86-106, 2004. 
  1. Bjorklund D. F., Pellegrini A. D., (2000) Child development and evolutionary psychology. Child Development, 71(6), 1687-1708. 
  1. Pellegrini A.D. Rough-and-tumble play from childhood through adolescence: Development and possible functions. In: Smith P.K., Hart C.H., editors. Handbook of Childhood Social Development. Blackwell; Oxford, UK: 2002. pp. 438–454. 
  1. Dodge K.A., Coie J.D., Pettit G.S., Price J.M. Peer status and aggression in boys’ groups: Developmental and contextual analyses. Child Dev. 1990;61:1289–1309. doi: 10.2307/1130743. 
  1. Jarvis, P. (2006). “Rough and tumble” play: lessons in life. Evol. Psychol. 4:147470490600400130. doi: 10.1177/147470490600400128 
  1. Szmajke A., Urbanowicz M. (2012). The expectation of competition as a moderator of perception and judgment of people: different outcomes of engaging in sport and non-sport competitions. Rozprawy Naukowe AWF we Wrocławiu. 37, 81–92. 
  1. Mickelsson T. B. Brazilian jiu-jitsu as social and psychological therapy: a systematic review. Journal of Physical Education and Sport (JPES), Vol. 21 (3), Art 196, pp. 1544 – 1552, May 2021. 
  1. Moore B., Dudley D., Woodcock S. The effects of martial arts participation on mental and psychosocial health outcomes: a randomised controlled trial of a secondary school-based mental health promotion program. BMC Psychology, Vol. 7 (60), 2019. 
  1. Lafuente J. C., Zubiaur M.,Gutiérrez-García C., Effects of martial arts and combat sports training on anger and aggression: A systematic review. Aggression and Violent Behavior, Volume 58, May–June 2021, 101611. 
  1. Kostorz K., Sas-Nowosielski K., Aggression Dimensions Among Athletes Practising Martial Arts and Combat Sports. Front Psychol. 2021; 12: 696943. 
  1. Lakes, K. D., and Hoyt, W. T. (2004). Promoting self-regulation through school-based martial arts training. J. Appl. Dev. Psychol. 25, 283–302. doi: 10.1016/j.appdev.2004.04.002. 
  1. Nakonechnyi, I., and Galan, Y. (2017). Development of behavioural self-regulation of adolescents in the process of mastering martial arts. J. Phys. Educ. Sport. 17, 1002–1008. doi: 10.7752/jpes.2017.s3154. 
  1. Lakes, K. D., Bryars, T., Sirisinahal, S., Salim, N., Arastoo, S., Emmerson, N., et al. (2013) The healthy for life taekwondo pilot study: a preliminary evaluation of effects on executive function and BMI, feasibility, and acceptability. Ment. Health Phys. Act. 6, 181–188. doi: 10.1016/j.mhpa.2013.07.002. 
  1. Greco, G., Cataldi, S., and Fischetti, F. (2019). Karate as anti-bullying strategy by improvement resilience and self-efficacy in school-age youth. J. Phys. Educ. Sport 19, 1863–1870. 
  1. Nosanchuk, T. A., and Lamarre, B. W. (2002). Judo training and aggression: comment on Reynes and Lorant. Percept. Mot. Skills 94, 1057–1058. doi: 10.1177/003151250209400302. 
  1. Harwood, A., Lavidor, M., and Rassovsky, Y. (2017). Reducing aggression with martial arts: a meta-analysis of child and youth studies. Aggress. Violent Behav. 34, 96–101. doi: 10.1016/j.avb.2017.03.001. 
  1. Twemlow, S. W., Sacco, F. C., and Fonagy, P. (2008). Embodying the mind: movement as a container for destructive aggression. Am. J. Psychother. 62, 1–33. doi: 10.1176/appi.psychotherapy.2008.62.1.1. 
  1. Mickelsson Blomqvist, T., and Hansson, E. (2021). Exchange punches, not bullets: reconciliation through combat sports. Ido. Move. Culture. J. Martial. Arts. Anthropol. 21, 47–55. doi: 10.14589/ido.21.1.7. 
  1. Rassovsky, Y., Harwood, A., Zagoory-Sharon, O., and Feldman, R. (2019). Martial arts increase oxytocin production. Sci. Rep. 9, 1–8. doi: 10.1038/s41598-019-49620-0. 
  1. Oproiu I.(2013). A Study on the Relationship Between Sports and Aggression. Sport Sport Science Review XXII(1-2) DOI:10.2478/ssr-2013-0003. 
  1. Mroczkowska H., Kownacka I., Obmiński Z. (2008). Study of the indicators of social aggressiveness in competitors practising combat sports. Polish J. Sport Tour. 15, 158–165. 
  1. Vertonghen J., Theeboom M. (2010). The social-psychological outcomes of martial arts practise among youth: a review. J. Sports Sci. Med. 9, 528–537. 
  1. Tiric-Campara M., Tupkovic E., Mazalovic E., Karalic E., Biscevic M., Djelilovic-Vranic J., et al.. (2012). Correlation of aggressiveness and anxiety in fighteeng sports. Med. Arch. 66, 116–121. 10.5455/medarh.2012.66.116-121. 

35. Kuśnierz C., Bartik P. (2014). The impact of practice of selected combat sports on signs of aggression in players in comparison with their non-training peers. J. Combat Sports Martial Arts. 5, 17–22. 10.5604/20815735.1127448. 

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir